Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunlarının bir e-ortamıdır.

Ana Sayfa | Etkinlikler | Birikimler | Ülke Gündemi | Biz Bize | Dağar | Siteler | Sanat | Başka Şeyler

Arşiv

metu-ie-alumni

Kimlik

Yazışma

Planlamama Üzerinden Vizyon ve Strateji

Turgut Uzer

 Turgut Uzer

Planlama alışkanlığının ulusal kültürümüzün zayıf noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Bunun ana sebebi aşırıya kaçmış bir "şükür" ve "kader" bağlantısı mıdır, yoksa ekonomik istikrar eksikliği neticesi "bu ortamda zaten planlamanın faydası yok" düşüncesi midir bilemiyorum. Belki de ulusal düzeyde uzun vadeli bir "planlamama" alışkanlığı ile ekonomik istikrarsızlık birbirini kuvvetlendiren bir olumsuz döngü halinde çalışıyorlar, aşırı "şükür" ve "kader" bağlantısı ise bu dinamiğin tuzu biberi oluyor. Sebebi her neyse, sonuç ortada: Bizim, toplum olarak planlama yapma alışkanlığımız zayıf.

Toplumdaki "planlamama" özelliği doğal olarak iş hayatına yansıyor. İş ilişkisinde bulunduğum insanların korkutucu boyutlarda yüksek bir oranı, iş gününü "gelişine göre karşılıyor", etkin bir ajanda kullanmıyor, kendisinin bir planı olmadığı gibi başkasının da planı yoktur varsayımıyla hareket ediyor. Üstelik "planlamama" periyodu sadece günlük değil, aynı özellik haftalık, aylık, yıllık ve birkaç yıllık periyodlarda da aynen geçerli. Abarttığımı düşünebilirsiniz, ben de haklı olmanızı çok isterim, ancak iş ilişkisinde olduğunuz firmaların geleceğe yönelik ne derecede sistematik planları oldukları konusunda yapacağınız küçük bir araştırma (ne yazık ki) ne kadar haklı olduğumu gösterecektir.

Globalleşme neticesi oluşan acımasız rekabet ortamında kurumlar ve şirketler hayatta kalabilmek için gereklerden bir tanesinin, nereye gitmek istediğini bilmek olduğunu öğrendiler. Görünür gelecekte varmak istediğiniz konuma "vizyon" ismi veriyoruz. Gözleyebildiğim kadarıyla, ülkemizdeki kurumlar ve şirketler, vizyon oluşturma fikrine çabuk ısındılar, çok kısa sürede herkesin vizyonu oluştu. Bugün kime sorsanız aşağı yukarı bütün firmaların bir vizyonu var ve bu vizyonların her biri, düşünülebilecek (hatta düşünülemeyecek) en büyük boyutta tutulmuş. Sınırlı bir bölgenin üst sıralarında bir yeri hedefleyen çok az. Ülkemizde iş yapan firmaların neredeyse tamamının vizyonu, konusunda Avrupa'nın veya Dünyanın bir numarası olmak. Ancak yine gözleyebildiğim kadarıyla bu firmaların eskiye göre iş yapma tarzlarında herhangi bir değişiklik olmayabiliyor. Yani eskiden vizyonu olmadan günlük olarak "günün gelişine göre" iş yapan bir firma, bugün "konusunda dünya lideri" olmak vizyonunu oluşturmuş olarak yine günlük olarak "günün gelişine göre" iş yapmaya devam edebiliyor.

Bizi bugünümüzden vizyonumuza taşıyacak köprü, 'strateji'dir. Strateji, uzun vadeli hedefimizi, yani vizyonumuzu gerçekleştirme konusunda izleyeceğimiz yolu, yöntemi tarif eder. Doğal olarak vizyon, strateji'den daha az esnektir. Başka bir deyişle, vizyona ulaşmak için strateji esnek olarak kullanılır. Yıllık, aylık, haftalık, günlük planlar ise 'vizyon'dan ve daha da büyük ağırlıkla 'strateji'den doğar. Günlük olarak yaptığımız işlerde bile vizyon ve stratejimizi göz önünde bulundurmamız gerekir, yoksa vizyona varma yolunda enerji kaybı fazla olur ve aynı zamanda hiç varamama olasılığı artar.

Vizyon belirlemek gerçekleştirmesi çok zor olmayan ancak gösterişli bir faaliyettir. Strateji ve planları geliştirmek ise tam tersine zor ve devamlı bir çalışma gerektiren, ancak çok gösterişi (satışı) olmayan bir faaliyettir. Vizyonun rağbet görüp de canlı bir strateji ve planlama sisteminin görmemesinin basit gerekçesi belki de budur. Etkin bir strateji ve planlama sistemi olmadan vizyona ulaşmanın mekanik olarak mümkün olmadığını idrak etmemiz bir miktar daha zaman alacağa benziyor.

"Bu kadar belirsiz ekonomik ortamda planlama yapmanın bir anlamı yok" söylemine katılamıyorum. Hatta biraz daha ileri giderek belirsiz ekonomik ortamda planlamanın daha da fazla önem kazandığını düşünüyorum. Basit bilgisayarlarda basit programlarla geliştirilebilecek modeller ile son derece etkin senaryo analizleri yapmak mümkün. "İş modeli" denebilecek bu programlar teorik olarak bir bilgisayar kullanımını gerektirmemektedir. Ancak, özellikle belirsiz ve değişken koşullarda sürat çok önem kazandığından bilgisayar kullanımı pratik anlamda gereklidir. Bu senaryo analizleri yöneticiye, belirsizliğin gelişeceği yöne göre izleyebileceği stratejiler konusunda yardımcı olabilir. Bilgisayarda geliştirilen planlama modellerini, özellikle belirsiz ekonomik ortamda kritik yönetim araçları olarak görüyorum. Modellerle senaryo analizi yönteminin yaygın olarak kullanımını bugün itibariyle sınırlandıran faktörlerden birinin, üst düzey yöneticilerin bilgisayar fobisi olduğunu düşünüyorum.

25/06/99
(Milliyet İK ekinde yayınlandı)

Ana Sayfa | Etkinlikler | Birikimler | Ülke Gündemi | Biz Bize | Dağar | Siteler | Sanat | Başka Şeyler